ULUSAL EGEMENLİĞİ ULUSA YASAKLAMAYA GİRİŞMEK
Ulusal Egemenlik Çocuklara Emanet
23 Nisan’ın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilan edilişinin tarihsel temellerinin yanında çok ciddi bir anlamı da vardır. Tarihsel temellerine baktığımızda, 23 Nisan, Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasıyla birlikte egemenliğinden gökyüzünden yeryüzüne indirilmesinin bayramıdır. Sonrasında ise Himaye-i Eftal Cemiyeti(o zamanki Çocuk Esirgeme Kurumu) 23 Nisan’ı Kurtuluş Savaşı şehitlerinin çocuklarına yardım toplamak amacıyla bir fırsat olarak değerlendirir ve 23 Nisan’ı Çocuk Bayramı ilan eder. Bu süreçlerde çok büyük mali kampanyalar yürüterek yüzbinlerce şehit çocuğuna kol kanat gerer. Bu ses getiren kampanyalardan sonra 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlanır. Bunun siyasi anlamda ifadesi ise ‘ulusal egemenliğin’ çocuklara, yani ülkenin geleceğine emanet edilmesidir. Cumhuriyet Devrimi’nin en önemli yatırımları da zaten ülkenin geleceği, yani çocuklar ve gençler üzerinedir. Köy enstitüleriyle, açılan fabrikalarla, yapılan devrimlerle Cumhuriyet; kendini koruyacak ve ilerletecek nesiller yaratmayı kendine amaç olarak edinmiştir.“Benim Olmazsan Tecavüz Ederim!”
İşte kırılma noktası da burada başlar. Her iktidar, geleceğini sağlama almak için kendi gençliğini yetiştirir. Cumhuriyet köy enstitüleriyle bunu sağlamıştır. Köy enstitülerinden yetişen gençlik 50’lerde, 60’larda Cumhuriyet’i amansızca savunmuş, Cumhuriyet’i silip atma cüretini kendinde bulan Demokrat Parti iktidarının Kızılay Meydan’larında yakasına yapışmış, Beyazıt Meydan’larında onu devirmiştir. Cumhuriyet öyle bir nesil yaratmıştır ki, ardı ardına gelen güçlü-zayıf tüm iktidarlar o nesli bu milletin bağrından hala daha söküp atamamıştır. O nesil hala üniversitelerde ADT’lerde bir araya gelerek Cumhuriyet’i savunmaktadır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’yla başlayan Cumhuriyet düşmanı dalganın son çocuğu olan AKP iktidarı ise kendi gençliğini yetiştirme noktasında başarısız olmuş, ne yapmış etmişse de gençliğin bağrında yanan Atatürk ve Cumhuriyet ateşini söndürememiştir. Çünkü o ateş; Türk gençliği için yaşam meşalesidir, hayatta kalma kaynağıdır. İktidarın cemaat evlerinde, tarikat dergâhlarında o ateşi söndürme girişimleri her geçen gün başarısızlığa uğramaktadır. Sonuç itibariyle bu 100 yıllık köhnemiş dalga, çocuklara o tarikat evlerinde tecavüz etmeye başlamıştır. O dalganın gayrimeşru iktidarı ise buna kol kanat germektedir. İşte tam da burada Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın yasaklanışını anlamlandırabiliriz. Çocuklara tecavüz edenlere kol kanat germesiyle anılan bir iktidarın Çocuk Bayramı’nı yasaklaması yapacağı en doğal harekettir aslında. Biat ettiremediği gençliğe tecavüz edenlerden 23 Nisan’ı da 19 Mayıs’ı da yasaklaması beklenir –ki zaten beklemeye fırsat dahi vermeden bunları açık ediyorlar-.Egemenliği Yasaklanan Ulus, Egemeni Baş Aşağı Eder!
23 Nisan’da Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasıyla birlikte egemenliğin yeryüzüne indirilerek padişahtan ulusa devredildiğinden bahsetmiştik. Şimdi ise geldiğimiz noktada, gerek getirmek istedikleri başkanlık sistemi gibi yönetsel değişikliklerle, gerekse toplumda erkin cemaatlere ve tarikatlara devredilmesiyle birlikte egemenliğin tekrardan gökyüzüne çıkarılarak tek bir kişiye ya da gruba devri söz konusu. Biatçı bir gençlik yaratmaya çalışmalarının, cumhuriyet kazanımlarının tek tek yok etmeye çalışmalarının, ulusal egemenliği, bağımsızlığı hatırlatan milli bayramların iptal edilmesinin temelinde egemenliğin kimde olduğunun yeniden belirlenmesi yatıyor. Ancak bu cumhuriyet düşmanı dalganın bir başka önemli özelliği daha var; tarihi okumuyorlar, okusalar da anlamıyorlar. Özgürlüğü, bağımsızlığı tadan bir ulus, egemenliği elinde tutan bir ulus kolay kolay onu devredemez. Hele de bu ulus egemenliği ateş ve kan içinde eline aldıysa, bu uğurda canını verdiyse. Tarih, egemenliği kendi elinde toplamaya çalışan, koca bir ulusu köle yapmaya çalışan liderlerin baş aşağı olmasının örnekleriyle doludur. Bu baş aşağı olma hem mecazi anlamda iktidardan düşme olarak kendini açığa çıkarmış, hem de Mussolini örneğinde olduğu gibi fiziki bir baş aşağı olma durumunda kendini açığa çıkarmıştır. Bu bağlamda milli bayramlar özelinde ortaya çıkan bu saldırı girişimi, daha önce de olduğu gibi bu sefer de bozguna uğratılacaktır. Bu saldırı girişimleriyle birlikte ülkenin geleceğine tecavüz eden bu dalganın hanesine yazılan suçlar da artmaktadır. Bu suçların artmaması ve kendilerini bir Amerikan zırhlısına atma fırsatını ellerinden kaçırmamaları için kendilerine biraz daha tarih okuması yapmalarını ve okuduklarını anlamalarını tavsiye ediyoruz.CEBECİ ADT Tarih Çalışma Grubu
Sezer ÖZSEVEN / Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder