4 Ekim 2017 Çarşamba

PAROLA: TEŞKİLAT


                                                 
                 
                                                        PAROLA: TEŞKİLAT
Mustafa Kemal hayatı boyunca planlı ve teşkilatlı oluşuyla tanınmıştır. Teşkilatçılık ve örgütlü yaşamının başarısının parolası idi.
 Daha genç yaşlarında Fransızca öğrenmiştir. Fransızca öğrenmesinin sebebi Fransız devrimci basınını ve Fransa'daki Jön Türklerin yayınlarını takip etmekti.
  
 OKUL SIRALARI
  Harbiye sıralarında Ömer Naci , Ali Fuat ve İsmail Hakkı ile gizli bir dergi çıkarmakta idi. İki üç sayı ile sınırlı kalmış olsa da buel yazması dergi Kurtuluş Savaşı kuşağının ilk teşkilatı idi. Harp akademisine geçtikten sonra Harbiye sıralarında kurdukları teşkilatın meyvelerini toplamayı düşünmektedirler. Harbiye sıralarında çıkardıkları dergi kendilerinin Harp akademisinde ki gizli teşkilatlarının yayın organı haline gelir. Mustafa Kemal ve arkadaşları Saray 'a jurnallenir. O dönem ki okul nazırı Ali Rıza Paşa böyle olayların olmadığını söyler. Ancak ilerleyen süreçte o da öğrenecektir ve görmezden gelecektir. Mustafa Kemal'in bu dönem ki görüşleri sonra ki yıllar da Kemalist Devrimin temelini oluşturacaktır. Akademi öğrenciliği devam ederken bir ev kiralar ve bu evde toplantilarini ve sohbetlerini gerçekleştirirler. Akademi de ki faaliyetleri sebebiyle kendisi ve Müfit Özdeş  Şam 5. Ordu'ya 7 sınıf arkadaşları ise Erzincan'a atanır. Burada tanıştığı Mustafa Bey ve Doktor Mahmut ile yakın ilişkiler kurarlar. Siyasi sohbetlerinde ihtilalin gerekliliğinden bahsederler. Mustafa Beyin evinde bir ihtilal tartışmasının ardından örgütlü mücadele kararı alınır ve Vatan ve Hürriyet Cemiyeti kurulur. Cemiyetin Beyrut, Yafa, Kudüs örgütlenmesinin başında Mustafa Kemal vardir.5. Ordu içinde ki subaylar  içinde cemiyetin saygınlığı her geçen gün artmaktadır. Cemiyet olağanüstü bir gizlilikle çalışmaktadır. Cemiyetin her üyesi kendisini teşkilata alan kişiyi ve üye yaptırdığı kişiyi tanıyacaktır. Cemiyet 3 ayrı kol halinde çalışmaktadır. Maarif , idare ve Maliye bu 3 koldur. Mustafa Kemal cemiyetin geleceğinin Makedonya da olduğunu analiz eder ve gizlice Selanik 'e gecer. Burada çalışmalarından sonra Hüsrev Sami, Ömer Naci , Bursalı Tahir , Hakkı Baha ve Hoca Mahir ile Selanik teşkilatı kurulur. Mustafa Kemal'in Selanik'te olduğu anlaşılınca tutuklama emri verilir. Hızlıca geri döner.
 
 İTTİHAT TERAKKİ İLE BİRLEŞME VE KURTULUŞ SAVAŞI
Vatan ve Hürriyet Cemiyeti Selanik teşkilatı Eylül 1906 ' da kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile fiilen birleşir. Cemiyetin çalışmalarından ve büyüdüğünden haberdar olan İttihat ve Terakki Cemiyeti lideri Ahmet Rıza bey, Doktor Nazım Beyi Selanik' e gönderir. Doktor Nazım cemiyetçileri ikna eder ve Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşirler. Selanik' e tayini Mustafa Kemal' den önce çıkan Ali Fuat İttihat ve Terakki saflarında yerini alır. Mustafa Kemal 13 Ekim 1907 de Selanik' e atanır. Burada Vatan ve Hürriyet Cemiyetini canlandırmaya çalışmaz ve o dönemin devrimci örgütüne katılmayı doğru bulur. İttihat ve Terakki ' de ilerleyen zamanlarda önemli roller alacak olan Mustafa Kemal 1908 yılında 3. Ordu da görevlidir. Örgüt içinde bir çok görev alan Mustafa Kemal'in en bilindik görevi 31 Mart ( 13 Nisan 1909) ayaklanmasını batıran ekibin önderlerinden olmasıdır.
    İttihat Terakki ile çeşitli fikir ayrılıkları yaşayan Mustafa Kemal sürekli olarak bir örgüt yaratma peşindedir. Bu çabası hem İttihat ve Terakki Cemiyetini değiştirme ve dönüştürmek içindir hem de Birinci Dünya Savaşı sonrasında Kurtuluş Savaşı başında bir örgüt yaratma çabasındadır. İstanbul da halkı bilgilendirerek bir yere ulaşılamayacağı kararına varan Mustafa Kemal  Anadolu ‘ ya geçme kararı alır. Kararını uygulamak için İstanbul’ da bir süre bekler. Bu bekleyişin sebebi Anadolu’ da yürütülecek faaliyetleri bir teşkilatla yapmak istemesidir. Samsun ‘ a geçtikten sonra  Kazım Karabekir, Refet Bey Ve Ali Fuat Paşalara teşkilat ile ilgili bir gizli telgraf çeker. Mustafa Kemal  Havza’ ya geldiği gün örgütlenmeye başlar . Diyarbakır, Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ ve Sivas  Vilayetleri ile Erzincen ve Kayseri ‘ ye telgraflarlar çeker ve bilgi ister. Bilgi istemesinin sebebi Doğu ‘da işgalcilere karşı mücadele veren yerel örgütlerin durumu öğrenmek ve onları tek çatı altında birleştirmektir.18 haziran tarihinde Edirne kolordu komutanı Cafer Tayyar ‘a  Anadolu’ da ki mücadelenin durumunu ve mücadelenin Trakya bölgesinde de örgütlenmesi gerektiğini söyler. 22 haziran 1919 tarihinde Amasya Genelgesinde Sivas ‘ ta milli bir kongre kararı alınır.Amasya kararları Mustafa Kemal , Refet ve Ali Fuat beylerin ortak kararı ile alınır. Sonrasında Kazım ve Cemal paşalar desteğini açıklar.Oluşan bu kadro daha sonrasın Erzurum Kongresiyle kurulacak merkezi teşkilatın çekirdeğini oluşturmaktadır.Bülent Tanör bu komiteyi “ İhtilal Komitesi” olarak nitelendirmektedir.Mustafa Kemal 7 Temmuz 1919 günü kolordulara gönderdiği emirde ,  Müdafaai Hukuki Milliye ve Reddi İlhak cemiyetlerinin dağılmaması için ellerinden geleni yapmalarını söylemektedir.Mülkiye memurlarının da ordu gibi bu cemiyetlerin meşru yardımcısı olduğu bu emirde belirtilmektedir. Teşkilat-ordu- mülkiye üçlüsünün en tepesinde teşkilat yer almaktadır.Mustafa Kemal’e göre milli mücadeleyi başarıya ulaştırmak için kurulmuş olan teşkilatları tek çatı altında toplamak ve bu teşkilat içinde Türkler ile Kürtleri birleştirmek şarttır.
   Erzurum kongresi mevcut  Cemiyetler Kanunu kapsamında toplanır ve örgütlenmesini yapar. Kongrenin heyet başkanlığına Mustafa Kemal seçilir.Teşkilatların birliği konusu üzerinde burada da durulur ve Vilayatı Sitte ve Trabzon teşkilatları “ Doğu Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti “ adı altında birleştirlir. Erzurum kongresinin önemli tartışmalarından biri de Mustafa Kemal’ in Temsil Heyeti üyeliğidir.Sonuçta Mustafa Kemal, kongrede Rauf Bey’le en çok oyu (46) alarak Temsil Heyeti’ne seçilir ve başkanı olur.Erzurum kongresi bölgesel düzenlenmesine rağmen sonuçları itibari ile merkezidir.Kongre ile Kurtuluş Savaşının öncü kadrosu kendine geniş bir taban bulmayı başarır.
   4 Eylül 1919 günü Sivas Kongresi toplanır.Mustafa Kemal bu kongreye Doğu Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti adına dört kişi ile birlikte katılır.Sivas kongresi devrimin öncü partisinin kurulduğu kongre olarak kendini tarih kitaplarına yazıdracaktır. Memleketin dört bir yanında aynı amacla mücadele veren cemiyetler birleşerek Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk  Cemiyeti adını alır.Erzurum kongresinde ki cemiyet yerini ARMHC alır. Erzurum kongresinde ki heyete altı  yeni üye katılır.16 kişilik Temsil Heyeti artık Türk Devriminin önder kadrosu seçilmiştir. Kurulan teşkilat Kurtuluş Savaşının tek yetkili örgütüdür.ARMHC dışında girişimler olsa da ihtilali ARHMC yönetmektedir.
  ARMHC’ DEN CHF’NA
 Teşkilatın yayın organına ihtiyacı vardır.Anadolu’ da fikirlerini ve kararlarını yaymak için ihtiyaç çok açıktır.Birinci sayısı 14 eylül günü çıkan gazete psikolojik savaşa karşı ARHMC’nin elini güçlendirmiştir. Meclisi Mebusan toplanmak istendiğinde teşkilat mebus olan üyelerini İstanbul’a gönderir ancak İstanbul’ da Mustafa Kemal isteği üzerine Müdafaai Hukuk Grubu yerine Falahı Vatan grubu kurulur.Daha sonra kapatılan Meclisi Mebusan yerine bir meclis kurulması şart olmuştur.Tarih 23 Nisan 1920 gününü gösterdiğinde TBMM kurulur.Yeni devletin temelleri bu devrimci hareketle atılır.İlk iş ordu ihtiyacıdır.Meclis düzenli ordu kurmaktadır.Kuvvacıların başarısı tabi ki tartışılamaz ancak düzenli ordu şarttır. Meclisin yönelimini belirleyecek olan yine Armhc ‘dir. Mecliste Müdafaai Hukuk grubu kurulur.Bu süreçte parti tartışmaları devam etmektedir.Tarih 9 Eylül 1923’ e geldiğinde Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) kurulmuştur.Cumhuriyet Halk Fırkası aslında ARMHC’nin devamıdır. Yani asıl olarak gercek kuruluş tarihi 4 Eylül 1919(Sivas Kongresi )dur. Kurtuluş savaşının öncü partisi 4 eylül günü kurulmustur.
ATATÜRK GİBİ TEŞKİLATLI, ATATÜRK GİBİ TEŞKİLATÇI
Mustafa Kemal ve arkadaşları hayatları boyunca örgüt kurup örgüt yönetmişlerdir.
Hayatları boyunca devrimci olmuşlardır.Kurtuluş Savaşı kahramanlarından çıkaracağımız ders hep teşkiilatlı olmaktır.Başarılarının sırrı buradadır.
Bugün vatanseverlerin , Atatürkçülerin çoğu örgütsüzdür. Küçük Amerika sürecinin dayattığı sistem Atatürkçülüğü devrimci özünden kopartıp sistem bekçiliğine itmektedir . Emperyalizmin dayattığı Atatürkçülük algısı örgütlü olmayı gerekli görmez.Atatürk hep iktidar amaçlı çalışmış ve örgütleri buna göre yönlendirmiştir. Parolamız çok nettir. ”Atatürk  gibi teşkilatlı , Atatürk gibi teşkilatçı!”
Cebeci  yerleşkesinde vatanseverlik  ve Atatürkçülük rüzgarını estiren teşkilata

Adt ’ye Katıl!

Görev Al!
                                                                                         ERKAN MENTEŞE 
                                                                              HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM